Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında bugün Yunanistan sınırları içerisinde mevcut olan Selanik şehrinin Kocakasım mahallesinin ıslahhane caddesindeki pembe bir konakta dünyaya gelmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün anne ve babasının isimleri sırası ile Zübeyde Hanım ve Ali Rıza Bey’dir.
Soy olarak Kocacık Yörüğü olan Mustafa Kemâl, ilköğrenimini Şemsi Efendi Mektebi’nde bitirmiştir.
1888 yılında babasını kaybeden küçük Mustafa, dayısının çiftliğinde kalmaya başladı. Bir süre dayısının çiftliğinde kalan Mustafa tekrar geri dönüp Selânik’te yarıda bıraktığı okulu bitirdi.
Askerlik mesleğini çok seven ve sürekli asker olmak isteyen Mustafa kısa bir süre sonra da
Askerî Rüştiye’ye kaydoldu. O meşhur “Senin adın Mustafa
Benimki de. Senin adın bundan sonra Mustafa Kemâl olsun.” Cümlesi tarihe burada kazınmıştır.
Askerî rüştiye’yi bitiren genç Mustafa, ardından Manastır Askerî Lisesi’ni bitirip, İstanbul Harp Okulu’na giriş yaptı.
Piyade Teğmen rütbesi ile buradan mezun olan Teğmen Mustafa, Akademi’ye geçiş yapıp burada da yüzbaşı rütbesini aldı.
Onaltıncı yüzyılın başlarında revaçta olan sömürgecilik hareketlerinin biraz gerisinde kalan İtalya, kendini toparladığında İngiltere ve Fransa gibi sömürgeci ülkeler sömürgeleri kendileri arasında pay etmişti. Bu paylaşımın dışında kalan İtalya, Kuzey Afrika üzerinde Osmanlı Devlet-i Aliyye’sinin son toprağı olarak kalan Trablusgarp(bugünkü adı Libya’dır.)’ı gözüne kestirmiştir.
1902 yılında İtalya Trablusgarp üzerinde işgal politikası yürütmeye ve gerçekleştirmeye başlamıştır.
26 Eylül’de bir Osmanlı gemisinin Trablusgarp’a ulaşmasının ardından İtalya
derhal Trablusgarp’ın yönetiminin İtalya’ya bırakılmasını talep etmiştir.
30 Eylül’de de Trablusgarp’ı bombalayan İtalya’ya Osmanlı’nın bir karşılık vermesi gerekmiştir.
İstatistikî bilgilerin ve küflenmiş arşivlerin kıymetli belgelerinin de gösterdiği üzere,
Sekiz bin dolaylarında olan Osmanlı Kuvvetleri geri çekilmek durumunda kalmış ve dayanamamışlardır.
Öyle ki bu fırsat, Mustafa Kemal Atatürk, tarih sahnesine çıkışı için eşi bulunmaz bir fırsat olmuştur. Enver Paşa, Fethi Okyar gibi silah arkadaşları ile Osmanlı Subayları gizli olarak görevlendirilmiş ve bedevi kılığında Trablusgarp’a ulaşıp, halkı gizlice örgütlemiş ve başarılı olmuşlardır.