ATATÜRK COĞRAFYA SINAVINDA

admin tarafından 27 Kasım 2011 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok


Atatürk,bir gün traktörle sürülen tarlaları görmek için Ankara yakınlarındaki bir bucağa gitmişti. Köylülerle bir süre görüştükten sonra yeni açılan bucak ilkokulunu görmek istedi.
Yanındakilerle birlikte okula gitti.O gün son sınıf bitirme sınavları yapılıyordu. Atatürk sınav odasına girdi. Öğretmen ve ayırtmanlar Atatürk’ü karşılarında görünce sevindiler. Atatürk, öğretmen sordu:
- Bugün hangi dersin sınavı var?
- Coğrafya efendim
Atatürk, bir sandalyeye oturup sınavı izledi. Bir ara ayağa kalkıp tahta başında sorulara cevap veren öğrenciye yaklaştı ve:
- Gözün kapalı Türkiye haritasını çizebilir misin? Dedi?
Öğrenci:
- Çizerim diye cevap verdi
- Haydi çiz de görelim
Öğrenci, gözlerini yumup bir dakika içinde kara tahtaya kocaman Türkiye haritası çizdi.
Atatürk:
- Şimdi de bu harita üzerinden İstanbul,Ankara,Erzurum ve İzmir şehirlerinin yerini göster!
Öğrenci hemen şehirleri harita üzerinde işaret etti.Bunun üzerinde Atatürk:
- Aferin oğlum, dedi. Her Türk çocuğu senin gibi yurdunu tanımalı, onu bütün özellikleriyle bilmelidir. Yurdunu iyi tanımayan, ulusuna faydalı olamaz!

Yürüyen Köşk

admin tarafından 5 Ağustos 2011 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Ulu önderimiz Atatürk İstanbul’dan Bursa’ya gitmek için Ertuğrul yatıyla yola çıkar. Her zaman Mudanya yolunu tercih eden Atamız Marmara Denizi’nde gezinirken yolu Yalova sahillerine düşer ve birden asırlık bir çınar ağacı gözüne çarpar. Atatürk, hemen sahile çıkar ve çınar ağacına sırtını dayayarak gölgesinde bir süre dinlenir. Ve ayağa kalktığında yanındakilere çınarın hemen yakınında bir ev (köşk) yapılması talimatını verir. İşte o gün inşasına karar verilen o ev daha sonra YÜRÜYEN KÖŞK adını alacaktır.

Atatürk bir gün yapımı hızla süren köşkün inşaatını ziyaret eder ve ulu çınar ağacının dallarını budamaya çalışan bir bahçıvanla karşılaşır. Hemen bahçıvanı yanına çağırır ve bunun nedenini sorar. Görevli bahçıvan ağacın dallarını uzayarak binanın duvarlarına dayandığını söyler. Atatürk bu cevaptan tatmin olmaz ve bugün bile insana inanılması güç görünen bir emir verir: “AĞAÇ KESİLMEYECEK, BİNA KAYDIRILACAK.”

O günün şartlarında mucize yaratmayı gerektiren bu görev İstanbul Belediyesi’ne intikal eder. Belediye Fen İşleri Yollar-Köprüler Şubesi’nin sorumluluğunda Başmühendis Ali Galip Alnar teknik elemanlarıyla birlikte Yalova’ya gelerek çalışmaya başlar.

8 Ağustos 1930 tarihinde önce bina çevresindeki toprak büyük bir dikkatle kazılıp yapının temel seviyesine inilir. İstanbul’dan getirilen tramvay rayları döşenir. Milimetrik çalışılarak bina yapı altına sokulan raylar üzerine oturtulur. Artık binanın raylar üzerinde kaydırılarak çınar ağacından uzaklaştırılması aşamasına gelinmiştir.

Güzel ve sıcak bir yaz akşamında Atatürk ile birlikte kardeşi Makbule Atadan, Vali Vekili Muhittin Bey, Emanet Fen Müdürü Ziya bey ve Cumhuriyet Gazetesi Baş muhabiri Yunus Nadi nezaretinde bina 4.80 metre civarında kaydırılır. Bu olağanüstü ve riskli iş 10 Ağustos tarihinde tamamlanır ve ulu çınar ağacının dalları kesilmekten kurtulur.

Köşkün kaydırılması olayı 10 Ağustos 1930 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde aynen şu şekilde yer almıştır: “Gazi Hazretlerinin Yalova’daki köşkünün yürütülme ameliyesi dün muvaffakiyetle icra ve ikmal edilmiştir. Kendileri de bu ameliyeye bizzat nezaret etmişlerdir.”

O tarihte belki gazeteyi okuyanlar ülkenin içinde bulunduğu sorunlar içinde bu olayın ne ifade ettiğini anlayamamış ya da hayretle karşılamış olabilirler. Oysa o devirde ne ozon deliği vardı, ne global (küresel) kirlenme, ne asit yağmurları ne de orman katliamları. ÇEVRENİN ÖNEMİ onun haricinde dünyadaki hiçbir ülkenin devlet başkanının gündeminde bile değildi. O yalnızca bir milletini özgürlüğe, bağımsızlığa kavuşturan bir lider değil, bir karış toprağını, bir tutam yeşilini korumak için mücadele veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tü.

Ancak ulu önder Atatürk’ün doğa sevgisi ve çevre anlayışının sembolü YÜRÜYEN KÖŞK yakın zamana kadar gerekli bakım ve onarımın yapılmaması nedeniyle harabe haline gelmiş ve içinde yaşanan anılarla birlikte yok olacağı günü bekliyordu. Dönemin Çevre Bakanı Dr. İmren Aykut bir Yalova seyahatinde şahit olduğu bu üzücü durum üzerine bakanlığı harekete geçirerek değerli mirasın gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için çalışmalar başlatır. Yürüyen Köşk, 26 Ağustos 1998 tarihinde aslına sadık kalınır restore edilmeye başlanır.

Yürüyen Köşk, Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 12 Temmuz 1980 gün ve 12238 sayılı kararı ile korunması gerekli Kültür ve Tabiat Varlıkları arasında sayılmış ve tescili yapılmıştır.

Çanakkale’de ne işi varmış?

admin tarafından 28 Temmuz 2011 tarihinde yazılmıştır.
Yorum Yok

Cumhuriyet’in ilanından sonra İstanbul’da bir resepsiyon verilir.
Tüm dünya ülkelerinin elçileri davet edilir. Davet güzel bir şekilde devam etmektedir fakat İngiliz ateşesi olan Binbaşının bakışları Mustafa Kemal Atatürk’ün gözünden kaçmaz.
Davet boyunca kendisine dik dik bakmıştır ve bakmaya devam etmektedir.

Mustafa Kemal Atatürk, ne olduğunu öğrenmek için yaverini gönderir.
Yaver, Mustafa Kemal’e şöyle der:

- Paşam kendisine neden ters bir tavır takındığını sordum, o da bana Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de babasını öldürdüğünü söyledi.
Atatürk’ün cevabı: 
Git sor bakalım babasının Çanakkale’de ne işi varmış? …

Telif Hakları Saklıdır 2010 ©
Tema: PophoV2 Anar?ik ocuk | Altyap?: Wordpress Webmaster: Mustafa Y???T